Boşnak Ulusal Konseyi ve diğer ulusal azınlık konseylerinin seçimleri 8 Kasım'da yapılmak üzere ilan edildi. Bu, ulusal azınlıklara mensup vatandaşların Sırbistan'daki parlamento seçimlerinden yalnızca iki hafta sonra yeniden sandığa gideceği anlamına geliyor.
Ancak bütün ulusal konseyler doğrudan seçimlerle belirlenmeyecek. Toplam 24 ulusal konseyden 21'i, 8 Kasım'da yapılacak seçimlerde doğrudan seçilecek. İki ulusal konsey ise doğrudan oylamadan farklı ve belirli ölçüde daha basit bir usul olan seçici kurullar aracılığıyla belirlenecek. Sırbistan Yahudi Cemaatleri Birliğinin Yürütme Kurulu, ulusal konsey statüsüne sahip olmakla birlikte seçimlerini ayrı olarak gerçekleştiriyor.
Doğrudan seçilecek 21 ulusal konsey arasında Boşnakların ulusal konseyi, yani Boşnak Ulusal Konseyi (BNV) de bulunuyor.
1991'DEN GÜNÜMÜZE BNV: YENİ BİR MODEL ARAYIŞI
Bu seçimlerin gerilimi artıracağı ve Sancak'taki Boşnaklar arasında zaten karmaşık olan siyasi durumu daha da zorlaştıracağı açıktır. En önemli üç Boşnak siyasi partisinin seçimlere katılması neredeyse kesindir: Sancak Demokrat Partisi (SDP), Adalet ve Uzlaşma Partisi (SPP) ve Demokratik Eylem Partisi (SDA). Önceki seçimlerde olduğu gibi daha küçük yurttaş gruplarının ortaya çıkması da mümkündür. Bazı işaretlere göre Boşnak diasporasının desteklediği bir liste de seçimlere katılabilir.
Bu yazının amacı seçim sonuçlarını tahmin etmek değil, Boşnak Ulusal Konseyi hakkındaki mevcut anlayışları eleştirel biçimde yeniden değerlendirmektir: Konsey bugün nedir ve gerçekte ne olmalıdır? En büyük üç Boşnak partisinin kendine özgü siyasi faaliyet modelleri ve Konseyin yönetimine ilişkin farklı vizyonları vardır. Ancak bu yazının yazarı, üç yaklaşımın da özünde yanlış olduğunu ve Boşnakları güçlendirmek yerine uzun vadede zayıflattığını, Sırbistan'daki siyasi etkilerini azalttığını düşünmektedir.
Bu yazı aynı zamanda Boşnak Ulusal Konseyinin kuruluşundan günümüze kadar ortaya çıkan farklı anlayışları bir araya getirme girişimidir. Analizin merkezinde, 1991'de Sancak'taki Boşnakların siyasi ve temsili organı olarak kurulan Konsey fikriyle bugün Sırbistan Cumhuriyeti'nin azınlık mevzuatı çerçevesinde faaliyet göstermek zorunda olan BNV'nin nasıl uzlaştırılabileceği sorusu yer alıyor.
Yazar bir tür “altın orta yol” bulmaya çalışmayacak; bunun yerine Konseyin işleyişi için yeni bir model sunmaya çalışacaktır. Bu model, BNV'nin tarihsel mirasını, mevcut yasal çerçeveyi ve Sancak'taki Boşnakların gerçek ihtiyaçlarını dikkate almalıdır. Amacı yalnızca farklı yaklaşımları uzlaştırmak değil, aynı zamanda katma değer yaratmak ve günümüzün sorunlarına yanıt verebilecek daha işlevsel bir model geliştirmektir. Demokrasi, çoğulculuk, Sancak ve Boşnakların jeopolitik koşullarla ilişkisi bu modelin temel unsurları olarak öne çıkarılmaktadır.
Analize geçmeden önce, 1991'deki Boşnak Ulusal Konseyinden genellikle ne anlaşıldığı ile Sırbistan Cumhuriyeti'nin azınlık mevzuatı kapsamında faaliyet gösteren bugünkü Boşnak Ulusal Azınlık Konseyi arasındaki farkı açıklığa kavuşturmak gerekir.
O dönemdeki Sancak Müslüman Ulusal Konseyi (MNVS), 11 Mayıs 1991'de Novi Pazar'da Sancak'taki Müslümanların, yani Boşnakların en yüksek siyasi ve temsili organı olarak kuruldu. Yugoslavya'nın dağılması sırasında ortaya çıkan Konsey, halkının haklarının korunmasını ve Sancak'ın siyasi özerkliğini savundu; önemli uluslararası barış konferanslarında Boşnakların çıkarlarını temsil etti. Kuruluş, 1993 yılında adını Sancak Boşnak Ulusal Konseyi olarak değiştirdi. Kuruluş tarihi olan 11 Mayıs bugün de resmî olarak Boşnak Ulusal Bayrak Günü olarak kutlanmaktadır.
2002'de Ulusal Azınlıkların Hak ve Özgürlüklerinin Korunması Kanunu'nun, ardından 2009'da Ulusal Azınlık Konseyleri Kanunu'nun kabul edilmesiyle bugünkü Boşnak Ulusal Konseyinin faaliyet göstermek zorunda olduğu hukuki çerçeve oluşturuldu. Ulusal konseylere kültür, eğitim, bilgilendirme ve dil ile alfabelerin resmî kullanımı alanlarında yetkiler verildi. Kurumsallaşma ve yasal düzenleme sürecinde Sancak ifadesi de Konseyin adından çıkarıldı. Böylece bugün, ilk adında yer alan bölgesel tanımlama olmadan Boşnak Ulusal Konseyi bulunmaktadır.
BNV hakkındaki bu iki anlayış, gerek Boşnak siyasi temsilciler arasında gerekse Boşnak toplumunun kendi içinde sıklıkla çatışmaktadır. SDA ve SDP bu tartışmada çoğu zaman karşıt konumlarda yer almaktadır. SDA'nın yönetimi, üyeleri ve destekçileri genellikle Konseyin siyasi ve temsili rolünü vurgularken SDP temsilcileri çalışmalarının yasayla belirlenen dört alanla sınırlı tutulması gerektiğini savunmaktadır. SPP ise BNV bünyesinde daha sınırlı deneyime sahip olması, ancak İslam Birliğinin faaliyetlerinde önemli deneyim edinmiş olması nedeniyle Konseyi Boşnakları bir araya getiren bir yer olarak öne çıkarmaktadır. Bununla birlikte böyle bir yaklaşım, farklı kurumlar, yetkileri ve Boşnakların siyasi ve toplumsal yaşamındaki rolleri arasında yeterince açık bir ayrım yapılmadığını göstermektedir.
Daha önce belirtildiği gibi bu yazının amacı mevcut yaklaşımlar arasında “altın orta yol” bulmak değil, Sancak'taki Boşnakların uzun vadeli yararına yönelik yeni bir Boşnak Ulusal Konseyi modeli önermektir. Böyle bir model oluşturabilmek için önce BNV'nin ne olmaması gerektiğini açıkça belirlemek, ardından neye dönüşmesi gerektiğini tanımlamak gerekir.
BOŞNAK ULUSAL KONSEYİ NEDEN SİYASET DIŞI OLMAMALIDIR?
Boşnak Ulusal Konseyi hiçbir şekilde apolitik veya siyasetten arındırılmış bir kurum olmamalıdır. Böyle bir yaklaşımı savunan birinin Boşnakların çıkarlarını koruduğunu söylemek güçtür. Konsey üyelerinin seçimlerle belirlenmesi ve seçimlerin doğası gereği siyasi olması, temsilcileri bundan hoşlansın ya da hoşlanmasın, BNV'nin siyasi bir organ olduğunu açıkça göstermektedir.
Doğrudan seçimlerde vatandaşlar temsilcilerini seçerken aynı zamanda farklı siyasi programlar, vizyonlar ve öncelikler arasında tercih yaparlar. Bu yüzden Boşnak Ulusal Konseyinin siyasetten arındırılması gerektiğini veya apolitik bir kurum olarak çalışması gerektiğini söylemek anlamsızdır. Konsey içindeki tartışmalar siyasidir; eğitim, kültür, bilgilendirme ve dil ile alfabelerin resmî kullanımına ilişkin kararlar da öyledir. Temsilcileri istese de istemese de BNV, Sırbistan ve Sancak'taki Boşnakların konumunu şekillendiren daha geniş siyasi süreçlerin daima bir parçasıdır. Dolayısıyla faaliyetlerinin kaçınılmaz olarak siyasi bir boyutu vardır.
Ancak bu, BNV'nin aşırı siyasallaştırılması veya her kararının ve etkinliğinin siyasi çatışma konusu hâline gelmesi gerektiği anlamına gelmez. Konsey, Boşnak toplumundaki kutuplaşmayı artırmamalı ve ilgilendiği her konuyu partiler arası hesaplaşma fırsatına dönüştürmemelidir. Siyasi faaliyet ile bir kurumun parti çıkarları için araçsallaştırılması aynı şey değildir. İlki Boşnakların çıkarlarını temsil etmek için gereklidir; ikincisi ise Konseyin bu çıkarları koruma yeteneğini ciddi biçimde zayıflatabilir.
Bu nedenle BNV'nin siyasetten arındırılmasına karşı çıkmak, bütün faaliyetlerini siyasallaştırma çağrısı olarak değil, siyasi rolünü ve Boşnakların kolektif çıkarlarını ifade etme kapasitesini koruma çabası olarak anlaşılmalıdır. Konsey herhangi bir siyasi partinin uzantısı olmamalıdır; fakat siyasetten vazgeçen bir kurum da olmamalıdır. Çünkü böyle bir durumda temel rolünün bir bölümünden de vazgeçmiş olur.
BNV'nin siyasetten arındırılmasını ve apolitik olmasını en sık Sancak Demokrat Partisi (SDP) savunmuştur; ancak son yıllarda bu söylem daha seyrek duyulmaktadır. Yine de bu tartışmanın yeniden açılması önemlidir. Çünkü Konseyin siyasi niteliği yalnızca nasıl çalışacağı meselesi değildir; aynı zamanda BNV'nin Boşnakların çıkarlarını bağımsız biçimde ifade edip temsil edip edemeyeceği veya rolünün yasal yetkilerin dar yorumuyla sınırlanıp sınırlanmayacağı meselesidir.
BNV KİMSENİN TEKKESİ DEĞİLDİR: SORGUSUZ SUALSİZ SADAKATE KARŞI
Bir sonraki büyük “HAYIR”, Boşnak Ulusal Konseyinin bir tür tekke, yani genellikle Konsey başkanı olan tek bir otoriteye sorgusuz sualsiz boyun eğilen yer olarak görülmesine yöneliktir. Yazar önceki yazılarında bu sorunu SDA ve Sulejman Ugljanin ile ilişkilendirmiştir ve böyle bir işleyiş modeli gerçekten de bu partinin zayıflıklarından biridir.
Boşnak Ulusal Konseyi bir manevi eğitim yeri veya tek bir “şeyhin” Boşnakları ilgilendiren en önemli konularda karar vereceği kurum değildir. Aksine BNV ancak farklı görüşlerin karşı karşıya gelmesi, açık tartışma ve otoritenin sorgulanabilmesi yoluyla ilerleyebilir. Hiçbir başkan siyasi etkisi, başarıları veya uzun deneyimi ne olursa olsun eleştiriden muaf tutulmamalıdır. Bir kişinin otoritesi kurumun üzerine yerleştirildiğinde Konsey ortak karar alma alanı olmaktan çıkar ve tek bir insanın iradesini uygulama aracına dönüşür.
Bu eleştiri Sancak Boşnakları arasında köklü bir geçmişe sahip olan tasavvuf geleneğini hiçbir şekilde reddetmez. Aksine tasavvuf, Boşnakların korunması ve geliştirilmesi gereken manevi ve kültürel mirasının önemli bir parçasıdır. Sorun, tekkeye özgü hiyerarşik ilişkilerin demokratik temsil, çoğulculuk ve özgür tartışma üzerine kurulması gereken bir kuruma aktarılmasıyla ortaya çıkar. Böylece farklı otorite biçimleri ve bunların toplumsal rolleri arasındaki sınırlar kaybolur; Boşnakların dinî ve millî duygularının istismar edilmesine zemin hazırlanır.
Böyle bir modelin yalnızca kurum içi demokrasi sorunu yaratmadığını, aynı zamanda vatandaşlara karşı sorumlu olmayan ve demokratik denetimden geçmeyen farklı aktörlerin etkisine de alan açabileceğini anlamak özellikle önemlidir. Karar alma süreçleri açık kurallar ve kurumsal hesap verebilirlik yerine kişisel sadakate dayandığında Konsey baskı ve manipülasyona daha açık hâle gelir. Bu durum özellikle çıkarları Boşnakların çıkarlarıyla örtüşmeyebilecek çeşitli istihbarat ve güvenlik yapılarının olası faaliyetleri için geçerlidir.
Bu nedenle Boşnak Ulusal Konseyi, otoritenin kendiliğinden kabul edilmediği, temsil ettiği insanların güveni, yapılan işler ve hesap verebilirlik yoluyla sürekli hak edilmesi gereken bir kurum olmalıdır. Boşnakların kendilerinden itaat beklenen bir kuruma değil; soru sorma, itiraz etme, eleştirme ve karar verme hakkına sahip oldukları bir kuruma ihtiyacı vardır. Çünkü otoritenin sorgulanamadığı yerde toplum siyasi bir özne olmaktan çıkar ve takipçiye dönüşür.
DİN, ULUSAL KİMLİK VE DEMOKRASİ: BNV'NİN ROLÜNÜN SINIRLARI
Boşnak Ulusal Konseyi bir dinî kuruluş örnek alınarak örgütlenmemeli ve başka bir dinî topluluğun parçası olarak görülmemelidir. Daha basit söylemek gerekirse BNV, İslam Birliğinin parçası değildir ve hiçbir zaman böyle olmamalıdır. Boşnakların büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu ve İslam'ın Boşnak tarihi, kültürü ve kimliğini büyük ölçüde şekillendirdiği doğrudur. BNV bu gerçekleri ve İslam Birliğinin Boşnakların hayatındaki önemini dikkate almalıdır. Ancak onun örgütsel yapısını veya rolünü üstlenmemelidir.
Aradaki fark temeldir: İslam Birliği Müslümanları dinî aidiyetleri temelinde bir araya getirirken BNV, Boşnakları ulusal bir topluluk olarak temsil eder. İslam Birliği öncelikle dinî yaşam ve dinî hakların korunmasıyla ilgilenirken BNV siyaset ve siyasi temsil, ulusal kimlik, kültür, eğitim, bilgilendirme, dil ve alfabelerin resmî kullanımı ile Boşnakları ilgilendiren diğer konularda faaliyet gösterir. BNV, Boşnakları temsil eden bir kurum yerine Müslümanların toplandığı bir yer olarak görülmeye başlarsa Boşnak ulusal kimliğinin dinî aidiyete indirgenmesi tehlikesi doğar. Böylece Boşnak kimliğinin dinden daha geniş olduğu ve ulusal topluluk içinde farklı inançlara, görüşlere ve yaşam biçimlerine yer bulunması gerektiği gerçeği göz ardı edilir.
Örneğin BNV, helva ve şerbet dağıtılarak mevlit düzenlenmesi gereken bir yer değildir; çünkü bu, dinî yaşamın ve İslam Birliğinin faaliyet alanına girer. Buna karşılık BNV, Boşnakların somut olmayan kültürel mirasının bir parçası olarak mevlit geleneğine adanmış bir panel, bilimsel toplantı veya sergi düzenleyebilir. Bu iki yaklaşım arasındaki fark, dinî gelenek ile ulusal kültürün nerede buluştuğunu ve kurumsal rollerinin neden birbirinden ayrılması gerektiğini açıkça gösterir.
İkinci büyük “HAYIR”, BNV'nin mutlaka bir tür “birlik” sağlanması veya “tek bir Boşnak siyaseti” oluşturulması gereken kurum olarak görülmesine yöneliktir. Böyle bir yaklaşım demokrasi ve çoğulculuğun temel ilkelerini görmezden gelir. Birlik sıklıkla herkesin yönelmek zorunda olduğu, önceden belirlenmiş bir hedef olarak sunulurken uzlaşma tartışma, müzakere, karşılıklı taviz ve saygı yoluyla oluşur. BNV'nin nasıl işlemesi gerektiğini anlamak açısından bu fark belirleyicidir.
Siyasi ve temsili bir organ olarak BNV, Boşnak toplumu içindeki farklı görüşlerin ve çıkarların karşı karşıya gelmesine imkân tanımalıdır. Görevi oybirliği görüntüsü üretmek değil, farklı görüşlerin ele alınmasını ve mümkün olduğunca ortak çözümlere ulaşılmasını sağlamaktır. Uzlaşma herkesin aynı düşünmesi demek değildir; farklılıklara rağmen kabul edilebilir bir çözüm bulmaya hazır olmak demektir. Böyle anlaşmalar daha meşrudur, çünkü önceden tanımlanmış görüşlerin dayatılmasından değil, görüşlerin uzlaştırılması sürecinden doğar.
Buna karşılık birlik üzerinde ısrar edilmesi, anlaşmazlıkların bastırılmasına, farklı görüşlerin marjinalleştirilmesine ve Boşnakları temsil etmenin yalnızca tek bir doğru yolu olduğu yanılsamasına yol açabilir. Birlik adına dayatılan çözümler, bunları dayatacak siyasi güç var olduğu sürece devam edebilir; ancak güç dengeleri değiştiğinde kolayca değişir. Anlaşma ve karşılıklı tavize dayalı uzlaşma ise uzun vadeli çalışmalar için daha istikrarlı bir temel sağlar.
Birlik üzerindeki bu ısrar ve BNV'nin ortak bir Boşnak siyasetinin oluşturulması gereken yer olarak sunulması, başka etkenlerin yanı sıra Adalet ve Uzlaşma Partisinin (SPP) yaklaşımıyla da bağlantılıdır. Bu anlayışın sorunu, Boşnaklar arasında iş birliği arzusunun kendisi değil; iş birliğinin tek bir görüşü ve siyasi farklılıkların bastırılmasını gerektirdiği varsayımıdır. Boşnakların hepsinin aynı düşünmek zorunda olduğuna ikna edilmeye çalışıldığı bir kuruma değil, farklılıklarını ifade edebilecekleri, uzlaştırabilecekleri ve meşru kararlara dönüştürebilecekleri bir kuruma ihtiyacı vardır.
BNV'nin gücü, dayatmayı başardığı birliğin derecesiyle değil, aynı düşünmek zorunda olmayan insanlar arasında uzlaşma oluşturma becerisiyle ölçülmelidir.
BNV BİR SİVİL TOPLUM DERNEĞİ DEĞİLDİR: KURUMUN DAHA GENİŞ BİR MİSYONU OLMALIDIR
Sırbistan'daki Boşnakların en yüksek temsili organı olan Boşnak Ulusal Konseyi, projeleri ve bağışları yöneten bir sivil toplum kuruluşuna indirgenmemelidir. Projeler ve programlar elbette çalışmalarının bir parçası olmalıdır. Ancak bu işlevin aşırı vurgulanması, BNV'nin Boşnak toplumunu sistematik biçimde temsil eden bir kurum olmaktan çıkıp topluluk için önemli bazı meselelerle zaman zaman ilgilenen bir yurttaş derneğine dönüşmesine neden olabilir.
BNV sıradan bir yurttaş derneği değildir ve etkisi ile faaliyetleri gerçekleştirilen proje sayısı ve toplanan bağışların miktarıyla ölçülen bir “proje merkezine” dönüşmemelidir. Rolü proje faaliyetleri tasarlamaya, finansman başvuruları yapmaya ve bunları uygulamaya indirgenemez. Projeler daha geniş hedeflere ulaşmanın araçlarıdır; Konseyin varlık nedeni değildir. Konseyin faaliyetleri öncelikle projelere ve bağışlara yönelirse Boşnak toplumunun önceliklerinin gerçek ihtiyaçları yerine mevcut finansman kaynaklarına ve bağışçıların çıkarlarına bağlı hâle gelmesi tehlikesi doğar.
Aynı şekilde BNV bir folklor topluluğu değildir ve Boşnak kültürü de folklora indirgenemez. Geleneksel oyunların, kıyafetlerin, müziğin ve âdetlerin korunması önemlidir. Ancak bir halkın kültürü bundan çok daha fazlasını kapsar: dil, edebiyat, sanat, bilim, tarihsel hafıza, kültürel miras ve çağdaş yaratıcılık. BNV folklor geleneğini desteklemeli ve korumalıdır, ancak kültürel rolü ara sıra folklor gösterileri ve benzeri etkinlikler düzenlemekle sınırlanmamalıdır.
Temel mesele şudur: Boşnakların yalnızca proje yürüten ve kültürel etkinlikler düzenleyen bir kuruma değil, uzun vadede kültür ve eğitim politikalarını şekillendiren, ulusal kimliği koruyan ve toplumun çıkarlarını temsil eden bir kuruma ihtiyacı vardır. Projeler, bağışlar ve folklor etkinlikleri bu faaliyetlerin bir parçası olabilir; ancak hiçbir zaman ana amacı hâline gelmemelidir.
BNV proje yürütmek için değil, Boşnakları temsil etmek için vardır. Projeler bu misyonun aracıdır, yerine geçemez.
BNV NE BİR PARTİ ŞUBESİ NE DE BOŞNAK HÜKÜMETİDİR
Boşnak Ulusal Konseyi bir parti örgütü değildir ve siyasi partileri birleştirmeye hizmet eden bir yer de olmamalıdır; çünkü böyle bir yaklaşım en başından tek sesliliğe yol açacaktır. Daha önce belirtildiği gibi birlik çağrıları sıklıkla belirli bir dayatmayı içerirken anlaşma ve karşılıklı taviz yoluyla sağlanan uzlaşma kuşkusuz arzu edilen bir şeydir. Ne yazık ki bütün Boşnak siyasi partileri BNV'yi bir partinin yerel şubesi gibi yönetilecek bir tür ganimet olarak görmektedir.
Buna karşılık Boşnak Ulusal Konseyi, ulusal bir kurum olarak partiler üstü ve partilerden bağımsız olmalı; hiçbir şekilde siyasi partilerin çıkarlarına tabi kılınmamalıdır. Siyasi çoğulculuğun ve demokrasinin alanı olarak rolü, tamamen karşıt görüşlerin açıkça karşı karşıya gelebileceği bir yer olma özelliği tam da burada önem kazanır.
Ayrıca BNV faaliyetleri yalnızca yasada belirtilen dört alanla sınırlandırılması gereken bir kurum değildir. BNV'nin tarihi böyle bir sınırlamayı haklı çıkarmaz. Boşnakların da ulusal konseyin dört yasal yetki alanını aşan özel ihtiyaçları bulunmaktadır.
Elbette bu aynı zamanda BNV'nin bir tür hükümet ya da siyasi veya yürütme organı olarak görülmemesi gerektiği anlamına gelir. Konsey her şeyden önce temsili bir organdır ve hiçbir şeyi “yönetemez”; yürütme kurumu olarak da görülemez. Çünkü böyle bir durumda yerine getirme imkânı bulunmayan sorumluluklar üstlenmiş olur. Bu anlayış, BNV'nin aşırı siyasallaştırılmasının sonucudur. Konseyi yalnızca siyasi bir kurum gibi gösterebilir ve sonunda zayıflamasına yol açabilecek manipülasyonlara alan açabilir.
BNV'Yİ YOK EDEN, BOŞNAKLARIN SİYASİ VARLIĞININ SİLİNMESİNE KATKIDA BULUNUR
Boşnak Ulusal Konseyinin ne olmaması gerektiğini tanımladıktan sonra ne olması gerektiği, yani yazarın hem Boşnaklar hem de kurumun kendisi için en uygun gördüğü işleyiş modelinin ne olduğu sorusuna geliyoruz. BNV her şeyden önce açık bir temsil, partiler üstülük ve laiklik işlevine sahip olmalı; aynı zamanda siyasi çoğulculuk ve demokratik karar alma alanı olmalıdır. Boşnakların, ister devletten ister Boşnak siyasi partilerinden gelsin, farklı baskı biçimlerine karşı bir set olarak gördükleri kurum olmalıdır. BNV Boşnakları Sancak dışından gelen olumsuz siyasi eğilimlere karşı olduğu kadar kendi siyasi toplulukları içinde ortaya çıkan eğilimlere karşı da korumalıdır. Görevi, her Boşnak erkeğin ve kadının kendisini evinde hissettiği, belirli bir parti veya kişi grubunun sahiplendiği bir kuruma misafir gibi gelmediği bir kurum olmaktır.
BNV'nin özellikle koruması gereken siyasi yönelimler ve değerler söz konusu olduğunda yazar birkaç temel konuya dikkat çekmektedir.
Birinci konu, Sancak'ın Sırbistan'daki Boşnakların kopmaz bağlarla bağlı olduğu tarihsel ve kültürel bir bölge olarak korunmasıdır. Burada BNV'nin Sancak için siyasi özerklik savunması gerektiği kastedilmiyor; Sancak'ın tarihsel, kültürel ve toplumsal bir gerçeklik olduğuna ilişkin bilinci koruması gerektiği söyleniyor. BNV, Sancak'ın varlığını güncel siyasi çıkarlar açısından değerlendiren bir siyasi parti değil, bir tür “Sancak'ın koruyucusu” olmalıdır. Bir parti programını, siyasi ittifaklarını ve önceliklerini değiştirebilir; ancak ulusal bir kurumun daha uzun vadeli bir sorumluluğu vardır: temsil ettiği halkın tarihini ve kültürünü korumak, tarihsel hafızasını muhafaza etmek. Sancak tam da böyle bir gerçekliktir ve BNV onun korunmasında açık bir role sahip olmalıdır.
İkinci önemli konu demokrasi, eşitlikçilik ve çoğulculuktur. Boşnak Ulusal Konseyi farklı görüşlerin özgürce karşı karşıya gelebildiği bir alan olarak kalmalıdır; çünkü ancak bu yolla Boşnak toplumu içindeki siyasi ve toplumsal farklılık kültürü korunabilir. Konsey eşitlikçiliği, yani hiçbir bireyin, ailenin, siyasi partinin veya gayriresmî grubun Boşnakları yönetme konusunda önceden güvence altına alınmış bir hakkı bulunmadığı düşüncesini geliştirmelidir. Farklı hiyerarşik yapıların bulunduğu bir toplumda eşitlikçilik, Boşnakların kendine özgü kimliğini ve iç özgürlüğünü korumanın önemli bir ilkesi olabilir.
Demokratik değerler, Avrupa'nın tarihsel deneyimiyle İslami kültürel mirası birleştiren Boşnak kimliğinin özgünlüğünü korumak bakımından da önemlidir. Bu özgünlük, kendi içine kapanarak veya tek bir dünya görüşü dayatarak değil, farklılıkları kabul etme ve düşünce özgürlüğünü bir değer olarak görme becerisiyle ortaya konmalıdır. Demokrasiyi geliştirmeyen bir BNV, konumları ve siyasi etki imkânları daha fazla ilgi ve koruma gerektiren Boşnakların siyasi haklarını bastırmanın aracına dönüşme riski taşır.
Üçüncü konu Avrupa Birliği ve Avrupa bütünleşmesiyle ilişkidir. Yazara göre bunlar BNV'nin siyasi yöneliminin bir parçası olmalıdır. Sancak'taki Boşnaklar özel bir jeopolitik konumdadır: ne siyasi ne ekonomik anlamda koşulsuz güvenebilecekleri bir anavatan devleti vardır; ayrıca Türkiye, Rusya veya Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük jeopolitik aktörlere bağımsız biçimde dayanabilecek kapasiteye de sahip değildirler. Tam da bu nedenle Avrupa bütünleşmesi, hakların korunması, demokratik kurumların güçlendirilmesi ve Sancak'taki Boşnakların uzun vadeli siyasi güvenliği için önemli bir çerçeve olarak değerlendirilmelidir.
En açık ifadeyle, Sancak'taki Boşnakların ulusal çıkarlarını korumak için koşulsuz dayanabilecekleri bir devlet yoktur. Sırp devletinin Boşnaklarla ilişkisine dair tarihsel deneyim, ihtiyatlı davranmak ve hakları istikrarlı kurumsal ve uluslararası mekanizmalarla korumak için ek gerekçeler sunmaktadır. Bu nedenle Avrupa Birliği, bütün sorunların idealize edilmiş çözümü olarak değil; azınlık haklarının, demokratik standartların ve hukukun üstünlüğünün daha da güçlendirilebileceği siyasi bir çerçeve olarak mantıklı bir stratejik tercihtir. Avrupa bütünleşmesine bağlılık yalnızca söylem düzeyinde kalmamalı, BNV'nin çalışmalarını ve Boşnakların uzun vadeli çıkarlarını kavrayışını yönlendiren bir ilke olmalıdır.
Sonuç olarak Boşnaklar BNV'yi kendi siyasi ve ulusal güvenliklerinin temel kurumlarından biri, onları farklı siyasi fırtınalara karşı koruyabilecek bir tür şemsiye olarak görmelidir. Bu elbette Konseyin yanılmaz olduğu veya diğer tüm kurumların yerini alabileceği anlamına gelmez. Ancak gücü, parti aidiyetleri, siyasi inançları veya mevcut yönetime bakışları ne olursa olsun bütün Boşnaklara ait olması gerektiği gerçeğinde yatar. Boşnak siyasi partileri BNV'nin seçimlerde kazanılacak bir ganimet veya parti merkezlerinden yönetilen bir birim olmadığını artık anlamalıdır. BNV, zayıflaması uzun vadede bütün toplumu tehdit eden bir kurumdur.
Boşnak partileri BNV'yi savaş veya seçim ganimeti gibi görmeye devam ederse sonunda kazanılmaya değer hiçbir şey kalmayacaktır. Bugün kısa vadeli çıkar uğruna Konseyi zayıflatan her parti yarın bu politikanın sonuçlarıyla karşılaşacaktır. Güçlü, çoğulcu ve bağımsız bir ulusal kurum olmadan Boşnak partileri, Boşnakların özgün temsilcileri olarak varlık nedenlerini yavaş yavaş kaybedecek ve giderek Sırbistan'daki çoğunluk halkın siyasi partilerinin yerel uzantılarına dönüşecektir. Bu süreç gözlerimizin önünde yaşanmaktadır. Kolektif siyasi kimliği koruyan bir kurum bir kez kaybedildiğinde ise zararı gidermek için başkanı, partiyi veya seçim sloganını değiştirmek yeterli olmayacaktır.
Boşnaklar bir partinin yenilgisini, bir liderin görevden alınmasını ve bir seçimin kaybedilmesini atlatabilir. Ancak partilerinin hepsine ait olması gereken tek kurumu yok etmesine izin verirlerse yalnızca BNV'yi kaybetmiş olmayacaklardır. Bir halk olarak kendi geleceklerine bağımsız biçimde karar verme becerilerini de kaybedeceklerdir. Geleceğini başkalarının belirlemesine bırakan bir halk, er ya da geç siyasi özne olmaktan çıkar ve başkalarının siyasi hesaplarında yalnızca bir araca dönüşür. Boşnaklar da tam olarak böyle bir noktaya doğru ilerlemektedir.

Yorumlar