Ayrımcılığa Karşı Korunma Hakkı
Her insanın kişisel özelliği, kimliği, kökeni, inancı veya toplumdaki konumu nedeniyle dışlanmama, aşağılanmama, haklarından mahrum bırakılmama veya daha kötü muamele görmeme hakkı.
Bu hak ne anlama gelir?
Ayrımcılığa karşı korunma hakkı, bir insanın kişisel özelliği, kimliği, kökeni, dini, dili, cinsiyeti, toplumsal cinsiyeti, cinsel yönelimi, engelliliği, yaşı, ekonomik durumu, siyasi görüşü veya belirli bir topluluğa aidiyeti ne olursa olsun eşit muamele ve eşit koruma hakkına sahip olması demektir.
Bu hak farklılıkların silinmesini istemez. Tam tersine, farklılıkların bir insanın aşağılanması, dışlanması, haklarından mahrum bırakılması, daha az değerli görülmesi veya daha kötü bir konuma itilmesi için gerekçe yapılmamasını ister. Eşitlik herkesin aynı hayata sahip olması demek değildir. Kimsenin çoğunluğun “normal” saydığı kalıba uymadığı için cezalandırılmaması demektir.
Neden önemlidir?
Bu hak önemlidir çünkü ayrımcılık insandan yalnızca bir fırsatı almaz. Çoğu zaman onun topluma gerçekten ait olduğu hissini de elinden alır.
Bir insan kökeni, dini, dili, cinsiyeti, toplumsal cinsiyeti, engelliliği, yoksulluğu, yaşı, cinsel yönelimi ya da herhangi bir kişisel özelliği nedeniyle daha kötü muamele gördüğünde, sorun yalnızca tek bir olay değildir. Sorun, bazı insanların değerini, çalışma hakkını, eğitim hakkını, sağlık hizmetine erişimini, güvenliğini ya da saygı görme hakkını diğerlerinden daha fazla kanıtlamak zorunda bırakılmasıdır.
Ayrımcılığa karşı korunma önemlidir çünkü bu koruma olmadan diğer tüm haklar seçici hale gelir. Hakkın vardır, ama her zaman değil. Korunursun, ama kim olduğuna bağlıdır. Sesin vardır, ama yalnızca toplum sesinin sorun olmadığına karar verirse. Bu yüzden bu hak eşitliğin, onurun ve gerçek özgürlüğün temellerinden biridir.
Gündelik örnekler
Bu hak, bir kişinin soyadı, kökeni, dini, cinsiyeti, yaşı, engelliliği nedeniyle ya da işveren onun “uyum sağlamayacağını” düşündüğü için işe alınmadığında görünür.
Bir çocuk okulda konuştuğu dil, giydiği kıyafet, yoksulluk, milliyet, din, engellilik veya aile durumu nedeniyle aşağılandığında da bu hak görünür. Bir hasta, marjinalleştirilmiş bir topluluktan geldiği, parası olmadığı, “düzgün” konuşmadığı ya da beklenen vatandaş görüntüsüne uymadığı için sağlık kurumunda daha kötü muamele gördüğünde de ortaya çıkar.
Ayrımcılık, bir ev sahibi belirli bir aileye ev kiralamak istemediğinde, bir kurum engelli bir kişi için erişim sağlamadığında, bir kadın hamileliği nedeniyle iş yerinde daha kötü muamele gördüğünde ya da Romanlar, Boşnaklar, Arnavutlar, göçmenler, mülteciler, LGBT kişiler veya başka herhangi bir grup sorun, tehdit ya da daha az değerli olarak gösterildiğinde de görünür.
Bu hak, insanın yaşamak, çalışmak, okumak, sağlık hizmeti almak, hareket etmek ve konuşmak için herkesle aynı saygıyı hak ettiğini sürekli kanıtlamak zorunda kalmaması için vardır.
Hukuki dayanak
Ayrımcılığa karşı korunmanın hukuki temeli eşitliğe ilişkin anayasal güvencelerde, ayrımcılığı yasaklayan kanunlarda ve uluslararası insan hakları belgelerinde bulunur.
Bu hak doğrudan ve dolaylı ayrımcılığın yasaklanmasını, tacize, nefret söylemine, ayrıştırmaya, mağdurlaştırmaya ve kurumlar, işverenler, okullar, sağlık kuruluşları, medya ve diğer aktörler tarafından eşitsiz muameleye karşı korunmayı kapsar.
Uygulamada bu hakkın hukuki temeli, hiç kimsenin kişisel bir özelliği nedeniyle daha kötü bir konuma yerleştirilemeyeceği anlamına gelir. Devlet yalnızca herkesin eşit olduğunu biçimsel olarak söylemekle yetinmemeli, eşitlik ihlal edildiğinde gerçek koruma mekanizmaları sağlamalıdır.
Sırbistan çerçevesi
Sırbistan’da ayrımcılığa karşı korunma hakkı, Sırbistan Cumhuriyeti Anayasası, Ayrımcılığın Yasaklanması Kanunu, çalışma, eğitim, sağlık, kamusal bilgilendirme, sosyal koruma alanlarındaki yasalar ve vatandaşlara eşit muameleyi düzenleyen diğer mevzuatla korunmaktadır.
Bu hak, kurumların, işverenlerin, okulların, sağlık kuruluşlarının, medyanın ve diğer aktörlerin bir insanı kişisel özelliği, kökeni, dini, dili, cinsiyeti, toplumsal cinsiyeti, engelliliği, yaşı, ekonomik durumu, siyasi görüşü veya belirli bir topluluğa aidiyeti nedeniyle daha kötü bir konuma koyamayacağı anlamına gelir.
Uygulamada bu hak, insanlar hizmet almaktan mahrum bırakıldığında, iş yerinde eşitsiz muamele gördüğünde, okulda ayrımcılığa uğradığında, nefret söylemine maruz kaldığında, kurumlar tarafından görmezden gelindiğinde veya kamu anlatılarında belirli bir grup sorun olarak sunulduğunda özellikle önemlidir. Böyle durumlarda ayrımcılığa karşı korunma yalnızca kanunda yazan bir cümle olarak kalmamalı, insanın sistem karşısında gerçek korumasına dönüşmelidir.
Uluslararası çerçeve
Uluslararası düzeyde ayrımcılığa karşı korunma, insan hakları sisteminin temelinde yer alır. Bu hak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası standartların parçasıdır.
Bu hak, insan haklarının seçici biçimde uygulanamayacağı anlamına gelir. Devlet, bir gruba koruma sağlarken başka bir grubu kökeni, dini, dili, cinsiyeti, toplumsal cinsiyeti, engelliliği, yoksulluğu, siyasi görüşü, cinsel yönelimi veya başka bir kişisel özelliği nedeniyle toplumun kenarında bırakamaz.
Uluslararası çerçevede ayrımcılık yasağı, diğer haklara eklenen basit bir ilke değildir. Diğer tüm hakların gerçekten hak olabilmesi için gerekli koşuldur; yoksa haklar yalnızca toplumun zaten kabul ettiği kişilere tanınan ayrıcalıklara dönüşür.